Ses su gibidir... :: Şemsiye.Org :: Yeni Albümler, Şarkı Sözleri, Türkçe ve Yabancı Müzik



haftanýn videosu


Ses su gibidir...



Ayşe Tütüncü ile İstanbul, şarkılar, türküler, hatıralar ve hayat üzerine söyleştik.


Ses su gibidir...

RÖPORTAJ: Herman Taşçıoğlu

Piyanosunun tuşları başında gidip gelirken hep birtakım sentezlerin peşinde olan Ayşe Tütüncü, piyano-perküsyon grubuyla ve trio formuyla çalışmalarını sürdüren, yurt dışında da başarılı işlere imza atan bir isim. Kendisiyle İstanbul, şarkılar, türküler, hatıralar, hayat ve doğaçlamalar arasında yol alırken Mozaik defterini açmayı da ihmal etmedik.

SADECE MÜZİKTEN ANLAYAN, MÜZİKTEN HİÇBİRŞEY ANLAMAZ!


• Ayşe Tütüncü com'da yer alan biyografinizden kendinizi "Beş yaşında müzikle dolu bir odada" bulduğunuzu öğreniyoruz. Müzik yapma sebebiniz "böyle bir odaya doğmuş olmanızda" saklı olabilir mi?
Annem çok müzikseverdir, onun tarafından özendirilerek o müzik kursuna götürüldüm, orayı sevince de yarım gitarla başladım. Öğrenme ve çalma kısmı böyle. Müzik yapmaya, müzisyen olmaya ise 24 yaşında karar verdim. Her müzik öğrencisi sonra müzisyen olmuyor, bu karar için birden çok etken var, ama müziği çok sevmiş olmak ve çok erken başlamış olmak tabii ki önemli iki etken.

• Bir söyleşinizde, "Hanns Eisler'in bir sözü vardır: "Sadece müzikten anlayan, müzikten hiçbirşey anlamaz!" Son derece açık ve "küüt" diye söylenmiş bir söz. Yani yüzde yüz katılınır mı bilmem, ama bir hikmet var bu sözde. Tabi sırf müzik için değil. Her şey için geçerli bu söz." diyorsunuz. Sözü uzatmadan konuyu birçok tarza açık olan Mozaik grubuna ve "Ölümden Önce Bir Hayat Vardır" günlerine getirebilir miyiz?
"Sadece müzikten anlayan, müzikten hiçbirşey anlamaz." Bu sözün şaşırtıcı bir güzelliği var. Gerçekten de çok iyi müzisyenlere baktığınızda başka konuları da dert edindiklerini görüyorsunuz. Mozaik'e ve o yıla gidelim tabi.. 1983'te üç yıldır süre gelmekte olan o kahredici "sessizliğin" içindeyken ölümden önce bir hayat olduğunu bilakis hatırlamak ve haykırmak istemiştik. Bunu yapmanın bizim için en güzel yolu da sahnede coşku içinde olmaktı, öyle de olmuştu gerçekten. Son parçadan sonra seyircilerin topluca ayağa kalkıp öyle bir güçle üzerimize yürüyüşleri vardı ki... Gözlerinde yaşlarla coşku içinde bir sürü insan, üzerlerimizdeki ölü toprağı bir süreliğine olsun havalanmış... Hiç unutamam.

• Mozaik döneminden, örneğin Ezel Akay kendini sinemaya verdi, siz de ayrı bir alanda sivrilmek ister miydiniz?
Ayrı bir alanda sivrilmek istiyor olmadım, ama psikoterapi ve edebiyat çok vakit verdiğim, uğraştığım alanlardır. Yaptığım müziği etkilediklerini sanıyorum. Yazmayı da seviyorum ve müzik üzerine zaman zaman yazıyorum.

• "Emekli Albay Hilmi Ertunç" (Plastik Aşk albümünden) minvalinde, 12 Eylül'e, hayatın ciddi şekilde kesintiye uğradığı günlere dönecek olursak, üzerinden 29 yıl geçmesine ve sanatla ilgili sohbetlerde veya yazılarda sıkça "12 Eylül'ün henüz şiirini yazamadık, 12 Eylül'ün filmini çekemedik, romanını yazamadık" denmesine rağmen, müzikte de, edebiyatta da, resimde de, sinemada da, tiyatroda da pek çok çalışma yapılıyor. Kim neyi ve niye buluşturamıyor?
Belki son altı-yedi yıldır bir sürü çalışma yapılıyor, ama daha önceleri 12 Eylül konusu sır gibi birşeydi. Ama "buluşturulamayan şey" belki de şudur: Belki de şimdiye kadar yapılanlar, çekilen acı ve sıkıntıların en can alıcı yanına henüz değmemiştir, ya da yapılanların çeşidi ve sayısı yetmiyordur. 1980'den bu yana etkileri hala süren çok uzun bir dönem bu, ve bu etkiler çok çeşitli / çok katmanlı, bir sürü konunun içine örülmüş, yuvalanmış durumda. Hepsinin bir bir farkedilip ifade edilmesi zaman alır.





| More





 Copyright © 2010 Şemsiye | Gizlilik ve Güvenlik | Bize Ulaşın | Facebook | Twitter | RSS | Müzik dinle