
İri gözleri, sadeliği, üzerindeki uzun elbisesi ve
hafif çekingen gülümsemesiyle yıllar öncesinin bir Türk filminden çıkıp
gelmiş bir karakter gibi duruyor karşımızda. Göksel, ikinci nostalji
albümü 'Hayat Rüya Gibi' ile yine dinleyicileri 70'lere götürüyor.
80'lerin müziğini sevmediğini söyleyen Göksel nostalji şarkılarına da bu
albümle nokta koyuyor.
Dinleyici mektubunuzu buldu galiba?
Evet, mektubu aldılar.
Dinleyici beÄŸenince mi bu ikinci
albüm nostalji olarak geldi?
Her albüm öncesinde insan acaba beğenilir mi, ne olacak diye düşünüyor.
Ama ilk albüm tahminimden çok ilgi gördü. İkincisini yapacağımı hiç
düşünmezdim doğrusu, ilkini yaptık ve bitti diye düşünüyordum.
İnsanlar neden eski şarkıları bu kadar çok sevip sahipleniyor? Müzik
artık böyle güzel şeyleri sunmuyor mu insana?
Dünya müziği değişti, artık elektronik altyapının yoğun olduğu,
melodinin ve sözlerin çok ağırlıklı olmadığı şarkılar var. Bu da
hepimize eski şarkıları özletiyor. Bir de yapılan yapılmış, söylenen
söylenmiş, artık müzisyenler başka arayışlar içerisine girdiler. Bu
kadar saf ve temiz duygularla yapılan şarkılar artık üretilmiyor. Bu
yüzden hepimiz onları daha çok seviyoruz. Bir şarkıcı için onları
seslendirmek çok büyük keyif. Enstrümanlardan çalındığı melodik yapıları
sözleri çok kuvvetli olduğu için bir yorumcu olarak performansınızı
daha iyi gösterebiliyorsunuz.
Sevilmiş şarkıları söylemek
daha mı konforlu?
Yani Türkiye'de çok fazla cover albüm çıktı ama hepsi beğenildi diye bir
şey yok. Muazzez Ersoy ciddi bir başarı yakalamış. Ben bunu ticari bir
iş olarak yapmıyorum. O yüzden şarkı seçimimi de biraz daha farklı bir
anlayışta gerçekleştiriyorum. İlk aklıma geleni seçmiyorum, mutlaka
içinde pek herkesin bilmediği şarkıları da koyuyorum. Şarkıların bana ve
vokalime uymasına çok dikkat ettiğim için ortaya sanki benim
şarkılarımdan oluşan bir albüm çıkmış gibi bir his çıkıyor. Ama bu
şarkıları söylemek çok ciddi bir risk. Çünkü o şarkıların orijinallerini
çok büyük ses sanatçıları seslendirmiş ve o şarkılar hafızalarda yer
etmiÅŸ.
Muazzez Ersoy'un 'Nostalji Kraliçesi' lakabını
elinden alacak gibisiniz!
Yok öyle değil, bu benim ikinci nostalji albümüm. Ben ikisini bir albüm
gibi düşünüyorum. Bundan sonra kariyerime kendi şarkılarımla devam
edeceğim. Yani nostalji kraliçesi olma gibi bir hedefim yok!
Kendinizi
Türk filmlerindeki kadınlara benzetiyor musunuz?
Türk filmi karakterlerindeki kadınlara naif tarafım falan benziyor,
belki fiziksel özelliklerim de benziyor ama aslında o kadınlardan çok
daha güçlü bir tarafım var. Genelde o kadınlar haksızlığa uğramış, bir
erkeğe sığınma ihtiyacı duyan kahramanlardır. Ben tek başıma hayatta
duruyorum ve sevdiğim bir tarafım bu.
En çok hangi Türk
filmi karakterini kendinize yakın buluyorsunuz?
Türkan Şoray'ın komik halleri vardır; balıkçı kız komiklik yapar, şarkı
söyler. Bir tarafım hakikaten öyle serseri. Bir de aklımda hep Selvi
Boylum Al Yazmalım'daki, Asya karakteri var. Oradaki kadın karakter âşık
olur, kırılır ama tek başına hayatta durmayı başarır, sonunda da hayatı
ile ilgili doğru bir tercih yapar. Sanki aşkı değil sevgiyi tercih
ediyor gibi, ilk seyrettiğimde öyle olmamalı diye hissederdim ama
büyüdükçe bunun daha asil bir tercih olduğunu düşünüyorum. Kadın bir
aşamadan geçiyor, hayatını tecrübelendiriyor ve gelip geçici arzularının
peşinden gitmiyor. Daha kalıcı ve daha güçlü bir duygunun, sevginin
peşinden gitmeye karar veriyor. Ben o karaktere kendimi yakın görüyorum.
Olgunlaşmayla birlikte neler değişti hayatınızda?
Eskiden daha hayalperesttim, şimdi daha mantıklı davranıyorum. Eskiden
birçok şeyi büyütüyordum şimdi daha temkinliyim, eskiye oranla daha
sakin kalabiliyorum.
Olgunlaşmak biraz da hayatı sıkıcı
hale mi getiriyor?
Yok, öyle değil, ben eskiden hep öyle zannederdim. Olgunlaşmanın sıkıcı
bir şey olduğunu düşünürdüm ama aslında öyle değil. Çocuksu oyunlar
değil daha büyük tercihlerin olduğunu görüyorsunuz hayatta.
Şarkılar
70'li yılara ait ve insana nostalji yaptırıyor. Hayatınızın hangi
dönemini tekrar yaşamak isterdiniz? Kişisel nostaljinizde hangi kareler
var?
Birkaç dönem geliyor aklıma. İlkokula başladığım günü hatırlıyorum.
Güzel bir semtte yaşadık, Suadiye o zamanlar yazlık yer gibiydi. Bahar
aylarında bahçede oynadığım günleri hatırlıyorum. Bu albümdeki
şarkılarla bile hatırladığım anlar var. 'Eylülde Gel' çalarken bir pazar
sabahı ailece kahvaltı ediyoruz ve radyodan şarkı yükseliyor. O anı
direkt olarak hatırlıyorum.
70'li yıllarda Türkiye şarkılar
kadar güzel değil. Çocukluk hafızanızda o döneme dair neler var?
Kuyrukları çok net hatırlıyorum, toz şeker kuyruğunu falan. Gece sokağa
çıkamadığımızı hatırlıyorum. Bir akşam ailece Bağdat Caddesi'nde
yürüyüşe çıkmıştık, onu hatırlıyorum. Sokakta kimse yoktu, korkarak
evimize döndük. Döndüğümüzde apartman kapısına sprey boyayla yasadışı
bir örgütün baş harfleri yazılmıştı. Sokağımızın köşesinde bir
gazetecinin vurulduğunu hatırlıyorum. O da çok üzücü bir dönemdi. Sonra
80 ihtilalini... Kenan Evren'in, TV'de yaptığı konuşmalarını, sokaktaki
tankları yine çocuk aklıyla bunları çok da algılamayıp sokağa çıkma
yasağını fırsat bilip bütün gün sokakta oynadığımı hatırlıyorum.
Şimdiki siyasî atmosferle ilgileniyor musunuz? Olup bitenlere kulak
kesiliyor musunuz?
Fazla ilgilenmediğimi söyleyebilirim. Ne bileyim bana biraz kirli
geliyor o dünya. Galiba kendimi kirletmek istemiyorum. Bu çok bencilce
olabilir ama bir taraftan da yaptığım iş dolayısıyla daha dikkatli
davranmam gerektiğine inanıyorum. Siyaset konusunda yetkin olduğumu da
düşünmediğim için o sulara bulaşmamaya çalışıyorum.
70'lerin
şarkılarını söylediniz ama 80'lere doğru gelince nostalji albümlerine
son vermeye karar verdiniz. O dönemin siyasi atmosferi gibi müziğini de
mi sevmiyorsunuz?
Bu da doğru bir şey, o arada bir kesinti var. O dönemde müzik
yapanlardan özür dilerim ama müzik o dönemde o kadar çok kirlenmiş ki...
O yıllarda canlı müzikten daha elektronik altyapıya doğru geçildiği
için ve çok da yetkin olarak yapılmadığı için çok mekanik sesler çıkmaya
başlamış. Bildiğiniz atari saundunda altyapılar... Arabeski
sevmediğimden değil ama arabeskin çok ajitasyon sözlerle insanı
daraltan, insanın boğazını sıkıyormuşçasına ağır şeyler var. 80'lerin
Türkiye'sinde yapılan müziği sevmiyorum. O müzikler bana Nuri Alço
filmlerini, kara parayı, hayali ihracatı hatırlatıyor.
Sizin
arabesk yanlarınız var mıdır?
Hepimizin vardır aslında. Mesela sesimde var; hafif kırık ve acıklı
tarafı, minor şarkıları söylemeyi seviyor olmam, Orhan Gencebay'ı
seviyor olmam, lahmacunu seviyor olmam, bütün duyguları abartılı
yaşamam, çok sistemli olmam aslında benim arabesk tarafım.
Modern
kadınlar daha sıkıcı! 70'li yılların kadınlarıyla arkadaşlık yapmak ister miydiniz?
İsterdim tabii ki. En çok da dolaplarını karıştırmak isterdim.
(gülüşmeler)
Sizin dolabınızı karıştırsak biz ne buluruz?
Güzel elbiselerim var hakikaten. Dolabımla gurur duyuyorum. İkinci el
elbiselerim var. Hiçbirine kıyamıyorum, atamıyorum.
70'lerden
sonra modern kadın imajıyla da daha çok karşılaşıyoruz. Modern
kadınlara göre 70'lerin kadınları daha mı ideal?
Modern kadınlar daha sıkıcı! Bir de genel olarak uniseks bir durum
oluştu ya, ben onu sevmiyorum. Erkekler kadınlaştı, kadınlar erkekleşti.
Ben kadının daha zarif erkeğin de daha maskülen olması gerektiğini
düşünüyorum.
Dağ başında kendi sesimi duyunca ürperdim! Kendinizi nasıl arındırırsınız?
Kendi kendime kalınca bir de doğanın içerisinde arınıyorum. Ben bir
şehir kadınıyım ama doğa bana çok iyi geliyor. Ufak tatillerimde pek
kimsenin bilmediği, kimsenin olmadığı çok da steril olmayan yerlere
gitmeye çalışıyorum. Hayatımın en güzel tatilini geçen sene Rize'de,
Çamlıhemşin'de yaptım. Köy düğünlerine gittim, derelere girdim,
olağanüstü yemekler yedim, vadileri dolaştım. O kadar iyi geldi ki
bana... Dikenler kollarımı çizsin, toprağa basayım istiyorum. Orada bir
arkadaşımın köy evinde kaldık.
İnsanlar sizi köyde görünce
şaşırdılar mı?
Ben bayağı köylü kıyafetlerle dolaştığım için tanımayan da oldu tanıyan
da. Bir gün bir araba geldi "gülmek için yaratılmış" şarkısı çalıyordu,
arabanın içinden bir aile indi ve karşılarında beni gördüler. Onlar için
de benim için de ilginçti. Ben orada şarkıcı olduğumu falan unutmuşum,
dağ başında kendi sesimi duyunca ürperdim!
