Göksel röportajı Mayıs 2010 :: Şemsiye.Org :: Yeni Albümler, Şarkı Sözleri, Türkçe ve Yabancı Müzik



haftanýn videosu


Göksel röportajı Mayıs 2010



Göksel' in yeni albümü hakkındaki yorumları...


Göksel röportajı Mayıs 2010

İri gözleri, sadeliği, üzerindeki uzun elbisesi ve hafif çekingen gülümsemesiyle yıllar öncesinin bir Türk filminden çıkıp gelmiş bir karakter gibi duruyor karşımızda. Göksel, ikinci nostalji albümü 'Hayat Rüya Gibi' ile yine dinleyicileri 70'lere götürüyor. 80'lerin müziğini sevmediğini söyleyen Göksel nostalji şarkılarına da bu albümle nokta koyuyor.

Dinleyici mektubunuzu buldu galiba?

Evet, mektubu aldılar.

Dinleyici beğenince mi bu ikinci albüm nostalji olarak geldi?

Her albüm öncesinde insan acaba beğenilir mi, ne olacak diye düşünüyor. Ama ilk albüm tahminimden çok ilgi gördü. İkincisini yapacağımı hiç düşünmezdim doğrusu, ilkini yaptık ve bitti diye düşünüyordum.

İnsanlar neden eski şarkıları bu kadar çok sevip sahipleniyor? Müzik artık böyle güzel şeyleri sunmuyor mu insana?

Dünya müziği değişti, artık elektronik altyapının yoğun olduğu, melodinin ve sözlerin çok ağırlıklı olmadığı şarkılar var. Bu da hepimize eski şarkıları özletiyor. Bir de yapılan yapılmış, söylenen söylenmiş, artık müzisyenler başka arayışlar içerisine girdiler. Bu kadar saf ve temiz duygularla yapılan şarkılar artık üretilmiyor. Bu yüzden hepimiz onları daha çok seviyoruz. Bir şarkıcı için onları seslendirmek çok büyük keyif. Enstrümanlardan çalındığı melodik yapıları sözleri çok kuvvetli olduğu için bir yorumcu olarak performansınızı daha iyi gösterebiliyorsunuz.

Sevilmiş şarkıları söylemek daha mı konforlu?

Yani Türkiye'de çok fazla cover albüm çıktı ama hepsi beğenildi diye bir şey yok. Muazzez Ersoy ciddi bir başarı yakalamış. Ben bunu ticari bir iş olarak yapmıyorum. O yüzden şarkı seçimimi de biraz daha farklı bir anlayışta gerçekleştiriyorum. İlk aklıma geleni seçmiyorum, mutlaka içinde pek herkesin bilmediği şarkıları da koyuyorum. Şarkıların bana ve vokalime uymasına çok dikkat ettiğim için ortaya sanki benim şarkılarımdan oluşan bir albüm çıkmış gibi bir his çıkıyor. Ama bu şarkıları söylemek çok ciddi bir risk. Çünkü o şarkıların orijinallerini çok büyük ses sanatçıları seslendirmiş ve o şarkılar hafızalarda yer etmiş.

Muazzez Ersoy'un 'Nostalji Kraliçesi' lakabını elinden alacak gibisiniz!

Yok öyle değil, bu benim ikinci nostalji albümüm. Ben ikisini bir albüm gibi düşünüyorum. Bundan sonra kariyerime kendi şarkılarımla devam edeceğim. Yani nostalji kraliçesi olma gibi bir hedefim yok!

Kendinizi Türk filmlerindeki kadınlara benzetiyor musunuz?

Türk filmi karakterlerindeki kadınlara naif tarafım falan benziyor, belki fiziksel özelliklerim de benziyor ama aslında o kadınlardan çok daha güçlü bir tarafım var. Genelde o kadınlar haksızlığa uğramış, bir erkeğe sığınma ihtiyacı duyan kahramanlardır. Ben tek başıma hayatta duruyorum ve sevdiğim bir tarafım bu.

En çok hangi Türk filmi karakterini kendinize yakın buluyorsunuz?

Türkan Şoray'ın komik halleri vardır; balıkçı kız komiklik yapar, şarkı söyler. Bir tarafım hakikaten öyle serseri. Bir de aklımda hep Selvi Boylum Al Yazmalım'daki, Asya karakteri var. Oradaki kadın karakter âşık olur, kırılır ama tek başına hayatta durmayı başarır, sonunda da hayatı ile ilgili doğru bir tercih yapar. Sanki aşkı değil sevgiyi tercih ediyor gibi, ilk seyrettiğimde öyle olmamalı diye hissederdim ama büyüdükçe bunun daha asil bir tercih olduğunu düşünüyorum. Kadın bir aşamadan geçiyor, hayatını tecrübelendiriyor ve gelip geçici arzularının peşinden gitmiyor. Daha kalıcı ve daha güçlü bir duygunun, sevginin peşinden gitmeye karar veriyor. Ben o karaktere kendimi yakın görüyorum.

Olgunlaşmayla birlikte neler değişti hayatınızda?

Eskiden daha hayalperesttim, şimdi daha mantıklı davranıyorum. Eskiden birçok şeyi büyütüyordum şimdi daha temkinliyim, eskiye oranla daha sakin kalabiliyorum.

Olgunlaşmak biraz da hayatı sıkıcı hale mi getiriyor?

Yok, öyle değil, ben eskiden hep öyle zannederdim. Olgunlaşmanın sıkıcı bir şey olduğunu düşünürdüm ama aslında öyle değil. Çocuksu oyunlar değil daha büyük tercihlerin olduğunu görüyorsunuz hayatta.

Şarkılar 70'li yılara ait ve insana nostalji yaptırıyor. Hayatınızın hangi dönemini tekrar yaşamak isterdiniz? Kişisel nostaljinizde hangi kareler var?

Birkaç dönem geliyor aklıma. İlkokula başladığım günü hatırlıyorum. Güzel bir semtte yaşadık, Suadiye o zamanlar yazlık yer gibiydi. Bahar aylarında bahçede oynadığım günleri hatırlıyorum. Bu albümdeki şarkılarla bile hatırladığım anlar var. 'Eylülde Gel' çalarken bir pazar sabahı ailece kahvaltı ediyoruz ve radyodan şarkı yükseliyor. O anı direkt olarak hatırlıyorum.

70'li yıllarda Türkiye şarkılar kadar güzel değil. Çocukluk hafızanızda o döneme dair neler var?

Kuyrukları çok net hatırlıyorum, toz şeker kuyruğunu falan. Gece sokağa çıkamadığımızı hatırlıyorum. Bir akşam ailece Bağdat Caddesi'nde yürüyüşe çıkmıştık, onu hatırlıyorum. Sokakta kimse yoktu, korkarak evimize döndük. Döndüğümüzde apartman kapısına sprey boyayla yasadışı bir örgütün baş harfleri yazılmıştı. Sokağımızın köşesinde bir gazetecinin vurulduğunu hatırlıyorum. O da çok üzücü bir dönemdi. Sonra 80 ihtilalini... Kenan Evren'in, TV'de yaptığı konuşmalarını, sokaktaki tankları yine çocuk aklıyla bunları çok da algılamayıp sokağa çıkma yasağını fırsat bilip bütün gün sokakta oynadığımı hatırlıyorum.

Şimdiki siyasî atmosferle ilgileniyor musunuz? Olup bitenlere kulak kesiliyor musunuz?

Fazla ilgilenmediğimi söyleyebilirim. Ne bileyim bana biraz kirli geliyor o dünya. Galiba kendimi kirletmek istemiyorum. Bu çok bencilce olabilir ama bir taraftan da yaptığım iş dolayısıyla daha dikkatli davranmam gerektiğine inanıyorum. Siyaset konusunda yetkin olduğumu da düşünmediğim için o sulara bulaşmamaya çalışıyorum.

70'lerin şarkılarını söylediniz ama 80'lere doğru gelince nostalji albümlerine son vermeye karar verdiniz. O dönemin siyasi atmosferi gibi müziğini de mi sevmiyorsunuz?

Bu da doğru bir şey, o arada bir kesinti var. O dönemde müzik yapanlardan özür dilerim ama müzik o dönemde o kadar çok kirlenmiş ki... O yıllarda canlı müzikten daha elektronik altyapıya doğru geçildiği için ve çok da yetkin olarak yapılmadığı için çok mekanik sesler çıkmaya başlamış. Bildiğiniz atari saundunda altyapılar... Arabeski sevmediğimden değil ama arabeskin çok ajitasyon sözlerle insanı daraltan, insanın boğazını sıkıyormuşçasına ağır şeyler var. 80'lerin Türkiye'sinde yapılan müziği sevmiyorum. O müzikler bana Nuri Alço filmlerini, kara parayı, hayali ihracatı hatırlatıyor.

Sizin arabesk yanlarınız var mıdır?

Hepimizin vardır aslında. Mesela sesimde var; hafif kırık ve acıklı tarafı, minor şarkıları söylemeyi seviyor olmam, Orhan Gencebay'ı seviyor olmam, lahmacunu seviyor olmam, bütün duyguları abartılı yaşamam, çok sistemli olmam aslında benim arabesk tarafım.

Modern kadınlar daha sıkıcı!  70'li yılların kadınlarıyla arkadaÅŸlık yapmak ister miydiniz?

İsterdim tabii ki. En çok da dolaplarını karıştırmak isterdim. (gülüşmeler)

Sizin dolabınızı karıştırsak biz ne buluruz?

Güzel elbiselerim var hakikaten. Dolabımla gurur duyuyorum. İkinci el elbiselerim var. Hiçbirine kıyamıyorum, atamıyorum.

70'lerden sonra modern kadın imajıyla da daha çok karşılaşıyoruz. Modern kadınlara göre 70'lerin kadınları daha mı ideal?

Modern kadınlar daha sıkıcı! Bir de genel olarak uniseks bir durum oluştu ya, ben onu sevmiyorum. Erkekler kadınlaştı, kadınlar erkekleşti. Ben kadının daha zarif erkeğin de daha maskülen olması gerektiğini düşünüyorum.

DaÄŸ başında kendi sesimi duyunca ürperdim!  Kendinizi nasıl arındırırsınız?

Kendi kendime kalınca bir de doğanın içerisinde arınıyorum. Ben bir şehir kadınıyım ama doğa bana çok iyi geliyor. Ufak tatillerimde pek kimsenin bilmediği, kimsenin olmadığı çok da steril olmayan yerlere gitmeye çalışıyorum. Hayatımın en güzel tatilini geçen sene Rize'de, Çamlıhemşin'de yaptım. Köy düğünlerine gittim, derelere girdim, olağanüstü yemekler yedim, vadileri dolaştım. O kadar iyi geldi ki bana... Dikenler kollarımı çizsin, toprağa basayım istiyorum. Orada bir arkadaşımın köy evinde kaldık.

İnsanlar sizi köyde görünce şaşırdılar mı?

Ben bayağı köylü kıyafetlerle dolaştığım için tanımayan da oldu tanıyan da. Bir gün bir araba geldi "gülmek için yaratılmış" şarkısı çalıyordu, arabanın içinden bir aile indi ve karşılarında beni gördüler. Onlar için de benim için de ilginçti. Ben orada şarkıcı olduğumu falan unutmuşum, dağ başında kendi sesimi duyunca ürperdim!



| More





 Copyright © 2010 Şemsiye | Gizlilik ve Güvenlik | Bize Ulaşın | Facebook | Twitter | RSS | Müzik dinle