
Emre Aydın… Heyecanlı, mütevazı, mahcup, samimi… Ama öyle şarkıda
yalnızlığı diline doladığı gibi depresif bir ruh hali yok. Ondaki hüzün
duygusu hüznün tınısını sevmesinden, melodi olarak kulağına hoş
gelmesinden kaynaklanıyor.İkinci albümü ‘Kağıt Evler’, sözleri ve
sound’u ile ilk albümü ‘Afili Yalnızlık’a göre daha sıkı. Emre Aydın,
dört yıl sonra yine karşımızda!
Afili Yalnızlık’tan sonra yalnızlık, üzerinize yapıştı ama ben sizin
başarınızın arkasında yalnızlık halinden ziyade yalınlık imgesinin
daha etkili olduğunu düşünüyorum. Doğru düşündüğümü söyleyin lütfeeen!
(Gülüşmeler)
Katılıyorum, evet. Özellikle figür olarak kabul edilmekle ilgili bir
şey bu. Yeni çıkan bir şeye karşı önce nedense bir kalıba sokup, kabul
etmeme üzerine bir şüpheyle yaklaşıyor insanlar. ‘Olmamış’ demek için
dinliyorlar ilkin. Öğretmen de ödeve bakarken ‘olmamış’ gözüyle bakar,
çocuk anne-babasına resim yapıp gösterirken de eleştirel gözle bakılır.
Figür olarak kabul edilmemde en önemli şey yalın ve samimi olmaya
çalışmaktır.
İnsanların bu şüphesi karşısındakinin daha iyi olmasına
yönelik bir iyimserlik mi yoksa kendi beğenisinin üstünde bir şeyle
karşılaşma ihtimaline karşı bir tavır mı?
İkisi de var. Ürünü daha iyi yapmaya yönelik bir eleştiri yapabilmesi
için o kişinin bir tarafını da sevmesi gerekiyor. Hiç hoşlanmadığı bir
şey için emek harcamaz kimse. Bir de herkes tarafından
beğeniliyorsanız problem vardır, orada duruş ve karakter eksikliği
vardır. Herkes beğensin diye karakterden feragat ederseniz o da olmaz.
Diyelim albümünüzü yaptınız ve kimse almadı. ‘Önemli değil,
evde kendim dinlerim.’ modunda mısınız?
Aslında öyle bir şey tam olamıyor, çünkü 25-30 kişilik bir ekipsiniz
artık. Bir de yaptığınız iş beğenilsin istiyorsunuz. Önemli olan nokta
‘benim yapabileceğim budur.’ durumuna getirmek. Hiç beğenilmiyorsa bir
problem vardır, ama beğenilmeyen tarafın sizin kaçırdığınız bir şey mi
yoksa sizin beğenilerinizle ilgili bir şey mi olduğunu anlarsanız
yaptığınız hataları düzeltmeye çalışırsınız. Benim bir şansım var,
beğenilerim genelde genel dinleyici beğenisini yansıtıyor.
Popüler olmayı önemsiyorsunuz o zaman?
Yaptığım şey popüler oldu. 6. Cadde geçmişimde yaptığım iş başarılı
olmadı, Afili Yalnızlık’tan sonraki yaptığım iş o kategoriye girdi. Ama
bunun sağından solundan kırpmadım, o kategoriye girsin diye. Pazara
adapte olmak için herhangi bir stratejim olmuyor. Kalıcı olmak için de
şarkı yazayım demiyorum. Orta 3′te iken bir gitar aldım kendime, o zaman
metalci olma furyası vardı. (Gülüyor) Bir ara şarkı yapmak daha zevkli
moduna geçince o sayede hayatımı da devam ettirdim. İyi bir şey
yaparsanız kalıcı olursunuz zaten.
Şarkının bir şeyler anlatması lazım yani?
Aynen öyle, şarkının bir derdi olmalı. Halk ozanlarının kalıcı
olmasının nedeni budur. Kalıcı olanlar hep üzüntülü türkülerdir,
taÅŸlamalar filan deÄŸil.
İngilizce albüm ne oldu?
Yapmış olmak için yapmamak, doğru bağlantıları kurup doğru ekiple
yola çıkmak lazım. O başka bir pazarda çıkacak bir şey. Avrupa
dediğimiz yer de homojen değil, hepsi farklı. Çıkacak elbette, daha
ciddi çıkmak gerekiyor. Akdeniz kültürünün verdiği tını, uluslararası
işlere çok uymuyor ve kategorize ediliyorsunuz. Daha dingin ve naif
anlatma ve düz giden bir tını var. Türk müzik piyasası ile ilgili
eleştireceğim tek şey, eskiden ‘Bizde aletler yok abi!’ denirdi. Tabiri
caizse babalar gibi var artık aletlerimiz. Yan yana koyduğunuzda
onlarınki daha kaliteli geliyorsa başka bir problem var. Bu vizyonla,
takip etmekle ilgili bir ÅŸey.
(Gülüşmeler)
