Bu yıl 19-20 Haziran'da santralistanbul'da gerçekleştirilecek festivalin ağır topları Groove Armada ve The Ting Tings.

Sahnede: Groove Armada
The Ting Tings
De La Soul
The Whitest Boy Alive
Wild Beasts
Zaman: 19 Haziran 2010 Cumartesi
Mekan: Santral İstanbul - Silahtarağa - İstanbul
Efes Pilsen One Love Festival,
dokuzuncu kez müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival, bu sene
de iki ayrı günde iki ayrı konseptle santralistanbul’da misafirlerini
ağırlayacak. One Love’ın bu yılki konukları, dans müzik piyasalarını alt
üst eden Groove Armada ve pop kültürünün en önemli
temsilcilerinden The Ting Tings.
Yeni
vokalistleri Saint Saviour ile sahnede nefes kesici görsel şovuyla
izleyenleri başka boyutlara taşıyan konserler veren Groove Armada,
festivalin en heyecan verici performanslarından birine imza atacak.
Müzik dünyasını yerinden oynatan son albümleri “Black Light”’ı
geçtiğimiz aylarda çıkaran Groove Armada, izleyenlerin yerinde
duramayacağı, uzun yıllar boyunca hatırlanacak bir sahne şovuna
hazırlanıyor.
Enerjisi yüksek şarkı sözlerini hareketli
elektrogitar tınılarıyla birleştirerek son dönem pop müziğin en güzel
örneklerinden birini sergileyen The Ting Tings, Efes One Love
Festivali’nin yüksek enerjisine yakışır bir performans için
müzikseverlerle buluşacak.
Hip hop müziğini bugünlerine getiren,
birçok sanatçıya ilham veren ve İstanbul’da ilk kez sahneye çıkacak De
La Soul, indie pop severler için vazgeçilmez olan The Whitest Boy Alive
ve son albümleriyle büyük ses getiren İngiliz alternatif rock grubu Wild
Beasts Efes Pilsen One Love’ın diğer önemli sanatçıları.
Efes
Pilsen One Love Festival, bu yıl da geçen yıl olduğu gibi
kapılarını saat 14.00’de açacak ve eğlence gün boyu aralıksız devam
edecek.
Groove Armada
“I See You Baby”, “My Friend”,
“Easy” ve “Get Down” parçalarıyla dans müzik piyasalarını alt üst eden,
Andy Cato ve Tom Findlay’den oluşan Groove Armada İngiliz dans müzik
oluşumu. Groove Armada, Londra dans müzik sahnesinin en önemli
figürlerinden biri olan ve şimdiye kadar vokallerde Neneh Cherry, Nappy
Roots ve Richie Havens gibi müzisyenlerle çalıştı. İlk olarak 90’lı
yılların ortasında ikilinin ortaklaşa kurdukları bir kulüp olan Groove
Armada’nın hayat geçmesiyle güçlendi ve müzik çalışmalarına başladı. Bu
birleşimin ilk sonucu olarak “At The River” single’ını çıkaran ve bir
anda İngiltere’de büyük liste başarısı elde eden grup, 1998 yılında ilk
albümleri Northern Star’ı yayınladı. Bunu 99’daki efsanevi Vertigo
albümü izledi. Onlara dünya çapında ün kazandıran dans müzik
manifestolarını müzik ile tüm dünyaya ileten İngiliz dans müzik
duayenleri, 2001’de yayınlanan üçüncü albümleri Goodbye Country, Hello
Nightclub içinde yer alan “Superstylin’” ile Grammy ödülüne aday
gösterildi. Son albümleri Black Light ve albümden çıkan ikinci
single’ları Paper Romance ile dans ve pop müzik sahnesine yön veren en
büyük mucizelerden biri olduklarını bir kez daha kanıtlayan grup, bu
albümün İngiltere listelerine iki numaradan girmesiyle müzik sahnesine
tekrardan büyük bir ivme kazandırdı. Albümde hem dans müziğin köklerine
inip hem de 80’lerin müziklerine doğru bir bakış var. Son albüme
vokalleriyle Bryan Ferry ve Empire of The Sun’dan tanıdığımız Nick
Little More gibi önemli isimler katkıda bulundu.
The Ting Tings
Gitar ve vokallerde Katie White,
davulda ise Jules de Martino’dan oluşan pop kültürünün en önemli
temsilcilerinden The Ting Tings, 2006 yılında Manchester’da kurulmuş
olan bir indie dans-pop grubu. 2007 yılında çıkardıkları ve pop
listelerinde zirveleri oynayan büyük hitleri “That’s Not My Name” ile
bir anda üne kavuşan grup, bunu izleyen dönemde “Great DJ” ve “Shut Up
and Let Me Go “ parçalarıyla da aynı başarıyı yakalayarak, Columbia
Records’tan yayınladıkları “We Started Nothing” isimli albümleriyle
Billboard listelerinde büyük başarı yakaladılar. 2008 MTV Video müzik
ödüllerinde “ Shut Up And Let Me Go” parçasıyla en iyi parça ödülünü
kazanan The Ting Tings, modern zamanların en iyi pop albümlerinden de
birine imza atmayı başardı. Performansları ve müzikal altyapılarıyla sık
sık Gwen Stefani’ye eş tutulan İngiliz ikili, günümüz gençliğinin o ele
avuca sığmaz ruhunu da en eğlenceli şekilde müziklerine yansıtıyor. Bu
yaz yeni albümünü yayınlamaya hazırlanan ikili, bu sefer Jay-z ve
Rihanna gibi starlarla da ortak çalışma içine girdi. Konserde yepyeni
parçalarını da seslendirecek olan grup eski büyük hitlerini de
hayranlarından kesinlikle esirgemeyecekler.
De La Soul
New York, Long Island’da 1987 yılında
kurulan De La Soul, dünden bugüne kullandıkları eklektik sample’lar,
yenilikçi altyapılar ve fırlama rap şarkı sözleriyle hiphop’un
alternatif akımının en başı çeken gruplarından biri oldu. Lisede
tanışarak De La Soul’un temellerini atan üçlü, daha önce müzikte hiç
denenmemişleri deneyerek bugünün The Roots, Mos Def, MF Doom ve hatta
Black Eyed Peas gibi birçok önemli isme de en büyük ilham kaynağı oldu.
1989 tarihli çıkış albümleri 3 Feet High And Rising’i ile bir anda müzik
çevrelerinde övgü yağmuruna tutulan ve milyonları geçen satış
rakamlarına ulaşan grup, bu çalışmayla NME tarafından yılın albümü
ödülünü de almıştı. Daha sonra sırasıyla 90’lara damgasını vuran De La
Soul Is Dead ve Stakes Is High gibi albümleri art arda yayınlayan grup,
2006 yılında Gorillaz ile beraber yaptıkları “Feel Good Inc” parçasıyla
ödül listesine Grammy’i de eklemeyi başardı. 2008 yılında VH1 tarafından
Hip Hop Honour ödülüne de layık gösterilmişti. De La Soul,90’ların öne
çıkan bir diğer oluşumu A Tribe Called Quest gibi bu sahneyi
şekillendiren öncü isimlerden biri. 90’ların klasikleri arasında her
zaman yer alan “Ring Ring Ring” ve “Me, Myself and I” parçalarıyla
hafızalara kazınan yılların eskitemediği grup, Gorillaz’ın son albümü
“Plastic Beach”‘te de kendilerine has eğlenceli vokalleriyle de yer
alıyorlar. 2010’da yayınlanması planlanan AOI III albümünün tanıtım
turnesi kapsamında İstanbul’u ilk kez ziyaret edecek De La Soul,
yeraltından çıkma hip hop kültürünü Efes Pilsen One Love’ın dinamik
cumartesi sahnesine taşıyarak, kesinlikle kaçırılmaması gereken bir
performansa imza atacak.
The Whitest Boy Alive
Royksopp-Poor Leno parçası
vokallerinden ve Kings of Convenience’dan tanıdığımız muhteşem ses ve
sıra dışı kişilik Erlend Oye’nin Berlin merkezli indie-pop grubu The
Whitest Boy Alive, bundan birkaç sene evvel Babylon’da unutulmayacak bir
performansa imza atmıştı. O günden bu yana özlemle beklenen grup, şimdi
de yazın ilk festivali Efes One Love’ın ana sahnesine konuk oluyor.
2003 yılında tohumları atılan grup, tamamen tesadüfî şekilde oluşan bir
topluluk, tüm elemanların aynı çizgide ilerleyen müzikal anlayışları
onları bir araya getirdi ve sağlam temellerle The Whitest Boy Alive’ı
oluşturdu. Çıkış albümleri “Dreams” Alman plak şirketi Bubbles’tan 2006
yılında yayınlandı ve anında Avrupa’da tüm indie pop severler için
vazgeçilmezler arasında yerini aldı. Bu albüm özellikle bir anlamda
giderek yükselen dream-pop türünün de önayaklarından biri oldu.
Özellikle albümden hafızalara kazınan “Burning” parçası ile tüm Avrupa
ve İngiltere’yi etkisi altına alan, Türkiye’de çok sağlam bir dinleyici
kitlesi bulunan The Whitest Boy Alive, grubun lideri Erlend Oye’nin
kuzeyden getirdiği müzik dalgalarını Avrupa’ya özgü elektronik
melodilerle ve yumuşak gitarlarla tamamlayan farklı bir yapıya sahip.
2009 yılında ise Meksika’da kaydettikleri ikinci albümleri “Rules”’u
yayınlayan grup, dinamik ve eğlenceli sahne şovlarını yazın ilk
festivalinde bir kez daha tekrarlamaya hazırlanıyor.
Wild Beasts
İngiltere’nin Kendal şehrinin
alternatif müzik sahnesine armağanı Wild Beasts, 2006 yılında
çıkardıkları “Brave Bulging Buoyant Clairvoyants” parçasının
duyulmasının ardından hemen alternatif müziğin en önemli plak
şirketlerinden Domino ile anlaştı. 2008’de “Limbo” albümünü yayınlayan
grup, esas 2009’un en iyi albümleri listelerinde ilk 10’da yer alan ve
farklı çizgisiyle herkesi etkileyen “Two Dancers” albümünü yayınladıktan
sonra müzik dünyasında kıyameti koparmayı başardı. Solist Hayden
Thorpe, ona bambaşka bir hava veren yüksek perdeli tenor sesiyle Wild
Beasts’in parçalarına görkemli ve provokatif bir hava kazandırırken,
grup yenilikçi gitar tarzları ve derin altyapılarıyla da alternatif rock
müzik sahnesini devrimselleştiren bir hareketi de başlatmış oldu.
Thorpe’un bu sıra dışı sesi grubun kendine özgü hipnotik gitarlarıyla
birleşince ortaya çıkan rock senfonisi kesinlikle dinlemeye değer.
Grubun basçısı Tom Fleming’in de zaman zaman güçlü vokalleriyle Thorpe’a
eşlik etmesiyle grubun müziği çoklu bir boyut kazanıyor. Time Out
Londra ve The Guardian gibi önemli İngiliz müzik otoritelerince Wild
Beasts konserleri her zaman “haftanın konseri” olarak konumlandırılıyor.
Hem müzikal anlayışlarında hem de sözlerinde radikal bir duruşa sahip
Wild Beasts, gittikçe birbiriyle benzeşen alternatif müzik sahnesine
taptaze bir doku getirerek yarının indie müziğinin ipuçlarını da
veriyor. “Two Dancers” albümünün dünya çapındaki başarısı ve müzik
eleştirmenlerinden aldığı tam notlarla bir anda üne kavuşan ve aralıksız
turne programını sürdüren grup, albümün çıkış tarihinde The Sunday
Times tarafından haftanın albümü statüsünü de kazanmıştı. Canlı
performanslarında da aynı ihtişamlı havayı ve dinamizmi sürdüren grup,
birçok otorite tarafından geleceğin Radiohead’i olarak
konumlandırılıyor. Wild Beasts, Efes One Love’ın bu seneki ana
sahnesinin en güçlü ve akılda kalır konserlerinden birine imza atacak.
